10/2/2007 - yetiştirme yurtları

sene 2001 ögrenciyim mart nisan ayları..çocuk sağlığı stajı yapacagım beni ANKARA da adını vermeyeceğim bir çocuk yurduna gönderiyorlar.seve seve gidiyorum en çok ta bebekler için seviniyorum biraz bebek severiz bari diyorum..arkadaşlarla paylaşıyoruz ben 0-6 yaş bölümünü alıyorum .o da kendi içinde 4 katlı bir bina ..ilk katta (geçmiş zaman belki yanlış hatırlarım) 3-6 yaş çocuklar kalıyor.ikinci katta 1-3 yaş,üçüncü katta 0-1 yaş bebekler kalıyor.önlüklerimizi giyip bir hevesle binaya gidiyoruz girer girmez psikolojik çöküntümüz başlıyor. yavrucakların hepsi hep birden bacaklarımıza sarılıp 'anne,anne' diye çevremizi dolduruyorlar .ellerini havaya kaldırıp yalvarırcasına kucağına al diyorlar. aman Allah ım o ne manzaraydı hayatım boyunca unutamam heralde...kaldığım 2 hafta süresince nelere şahit oldum arkadaşalrım nelere şahit oldu bilemezsiniz...acaba her yurt mu böyle her yetiştirme yurdu mu sorunlu çok farklı ilde tanıdığım bir bayan çocuklarını yurda vermişti kocası öldüğü için bakamıyordu ve köylü kadın işte; devlet koruması altında olsun diyerek 1 kız 2 erkek çocuğunu yurda verdi.yıllar sonra birgün öğrendim ki bir kızı kötü yola düşmüş onu kurtarmaya uğraşıyor,diğer bir kızı delirmiş kendisini bile tanımıyormuş,sakat bi adamla evlendirmişler...oğlunun biride köprüden atlayıp intihar etmiş. bu nasıl bir acı hangi ana dayansın...iyi niyeti ve çaersizlği yuvasını altüst etti kadının..bunların hepsi tesadüf olamaz heralde.
neyse devam edeyim yurda girdik üst kata bebeklerin yanına çıktık ilk birkaç gün bişey yoktu sonra nedense heralde alıştılar bize ,türlü olaylar olmaya başladı..bebekelri kucagımıza alınca artık bağırıyorlardı bize almayın kucaga alışıyorlar diye belki haklıydılar 7-8 bebeğe 2 anne bakıyordu zor du belki ama bebecikler umutsuz hayata küskün türlü eğlenceler oyunlar yapıyorduk ta gülmüyorlardı.bebeklerin altları saatlerce pis kalıyordu. beşiklerinin içinde gün boyunca ne bir oyun ne bir sevgi gösterisi...insanın içi dayanmıyordu ki..hele sakat olup yurda bırakılanlar zaten zavallılar hayatttan bihaber rehabilitasyon yok öylece yatıyorlardı belki bilinçsizdiler ama anlıyorlardı eminim yapılanları.hele bir bebek vardı ki sadece başını oynatabiliyordu.öylece gözüme bakıp duruyordu aglarken bile sesi çıkmıyordu yanaklarından süzülüyordu gözyaşları..ve iilginçtir ki tüm çalışanlar ordaki bebeklerin hikayesini geçmişini biliyorlardı.halbuki bunlar gizli tutulmalıydı bence.
1-3 yaş arası zaten yemek yerken kendileri bir masada oturuyor ve yiyorlar arada yiyecek yok sadece yemek saatlerinde var.bakıcı babaları var bi tane ,anneler yediriyor yiyemeyenlere ama bin türlü bağrışmalarla .sinirleniyorlar bağırıyorlar o ufacık yavrulara tokat atanı bile gördüm.atıyorlar çocukları kocaman bir salona onlar tek başlarına kavga ediyorlar oynuyorlar uyuyakalıyorlar...bu ne biçim bakmak anlamadım..
banyolarını yine anneleri yaptırıyor arkadaşımın biri anlatmıştı derste;anne yarı çıplak hamamda oturmuş çevresinde kız erkek karışık çocuklar ,onları yıkıyor kendisi de aralarında yıkanıyormuş..ne kadar doğru!! zaten salgın hastalık dolayısıyla çok .özellikle çocukların hepsinde bit vardı.ama onlarda bu konuda caresizler..
en ilgimizi çeken arkadaşımızın şahit olduğu olay ise şuydu;ergen gurubunda kızlar erkekler ayrı kalıyor birgün kızlar kavga ediyor biriside gidip müdüre şikayet ediyor kappıyı çalıyor içeriden ses gelmeden içeri dalıyor kız.müdüre hanım içerdeki erkek misafiriyle oturuyor kız içeri girince kızarıp bozarıyor arkadaşım koridordan bunları bizzat görmüş ve kıza bağırıp çağırıyor izinsiz girdiği için ve diyor ki 'sen akşama hazır mısın?'' bende ,arkadaşlarımda ,docent olan hocamızda ve eminim siz de aynı şeyi düşündünüz...diyeceksiniz ki erkek misafir olsa ne olur ama arkadaşa göre pek müsait bi durumda değillermiş ben onun yalancısıyım..hepsinin günahları boyunlarına...
yurttan kaçmalar,erkek çocukların kavgaları,çocuk ihmali ve bence çocuk istismarı diz boyu acaba her yurt böyle mi..disiplinle dikdatörlüğü karıştırıyor mu çalışanlar ..bilemiyorum.. bildiğim tek şey hatalı oldukları ve benim tv daki bu tür haberleri izledikçe içimin yanması içimin acıması...sucsuz yarucaklar suç makinasına dönüşüyor,hayatları yanlışlara gömülüyor. birileri bişey yapsın diye beklersek çok çocuğumuz daha kaybolacak..yeter sesimizi çıkaralım biraz..
sizde gönüllü anne olabilirsiniz boşvakitleriniz de buralara gidip iki çocuğukucagınıza alıp onlara biraz sevgi verebilirsiniz hiç te zor değil toplanıp günlere gidip dedikodu kaynatmaktansa kilo almaktansa biraz iyi birşeyler yapabiliriz...
sevgili enar bir blog açmış çocuklar için bir bakın bakalım neler var www.kermes.arsiv.in hadi eller cebe...
|